Testisin içinde bulunduğu skrotum adı verilen torbalardaki toplar damarların genişlemesi ve geri akım oluşması durumuna varikosel denir. Varikosel çoğunlukla (olguların %78 ila %93'ünde) sol tarafta ortaya çıkar. %2 sıklıkla sağda görülür. Sadece sağda görülen varikosellerde ek araştırma gereklidir.
Varikosel sıklığı ergenlik öncesi erkeklerde %2-11, ergenlik sonrası %15-16 olarak bildirilmiştir. Spermatik toplardamarlardaki kanın geriakışını engelleyen damarların yetersizliği veya yokluğu ve sol spermatik toplardamarların sol böbrek venine girdiği açı dolayısıyla buradaki basıncın fazlalığı varikoselin sebepleri arasında sayılabilir.

Varikosel Tanısı En önemli tanı aracı elle yapılan fizik muayenedir. Hasta dik duruyorken dilate olmuş ve birbirine dolanmış bir ven topluluğunun varlığı ile valsalva (ıkınma) manevrasını yaptığı zaman venlerin belirgin hale gelmesi varikosel tanısını destekler.
Varikosel büyüklüğüne göre 3 derecede sınıflanır.
Grade 1 - Yalnızca Valsalva manevrasında palpe edilebilir
Grade 2 - Valsalva manevrası olmadan palpe edilebilir
Grade 3 - Gözle gorülebilir (uzaktan görülebilir).
Ayrıca renkli skrotal dopler ultrasonografi ve tüm batın ultrasonografi ile tanı desteklenebilir. Ultrason muayenesi kapsamında, testikuler hipoplaziyi ayırt etmek için testis hacmi değerlendirilir. Adolesanlarda, bir testisin diğerine göre 2 mL’yi aşan düzeyde daha küçük olması, hipoplazi olarak kabul edilir.

Varikosel Tedavi
Ergenlik döneminde her iki testis arasında %10-20 (2 ml) hacim farkı olması, geçmeyen ağrı, grade 3 varikosel cerrahi tedavi endikasyonlarındandır. Açık ve laparoskopik (kapalı) yöntemle ameliyat edilebilir. Varikosel ameliyatında teknik olarak en başarılı ve komplikasyon ihtimali en düşük yöntem mikrocerrahidir. Bu ameliyatın başarısı %99’un üzerindedir. Varikosel ilerlerse ve tedavi edilmezse, testis boyutlarında azalma ve temel erkeklik hormonu olan testosteron yapımında bozukluklara da neden olabilir. Ayrıca varikosel, testislerde sıcaklık artışı ve toplardamardaki kanın organa geri akımı sonrası mikro dolaşımı etkileyerek sperm üretimini bozar; sayı, hareketlilik, yapı ve döllenme kapasitesini olumsuz etkiler. Erkek kısırlığının en sık görülen ve tedavi edilebilen nedenidir.